OKULLARDA KARŞILAŞILAN GENEL SORUNLAR

· Genel olarak tüm okullarda danışman psikolog eksikliği görülmektedir. Her 250 öğrenciye 1 danışman psikolog düşmesi gerekirken, bu rakam 4000 öğrenciye 1 danışman psikologa kadar yükselmekte, hatta ilköğretim başta olmak üzere birçok öğretim kurumlarında hala danışman psikolog bulunmamaktadır.

· Okullarda yeterli derecede rehberlik hizmetleri yürütülmemekte, danışman psikologun bütün öğrencilere ulaşamamasından dolayı rehberlik hizmetlerini sınıf ve branş öğretmenleri aracılığıyla yürütülmeye çalışılmaktadır. Fakat sınıf ve branş öğretmenlerinin bu hizmetleri yürütebilecek yeterli eğitime ve hassasiyete sahip olmadıklarından dolayı rehberlik hizmetleri gereği gibi yürütülmemektedir.

· Rehberlik hizmetlerini yürütmeye çalışan sınıf ve branş öğretmenleri konumlarından dolayı öğrencilere yumuşak, önyargısız ve empati anlayışından mahrum bir şekilde yaklaşmaktadırlar. Ayrıca rehberlik harici branş derslerinde öğrencilerle ilişkilerinde resmi bir çerçeveye dayalı, yaptırımcı ve notu bir baskı aracı olarak kullanan pozisyonlarından dolayı öğrenciler de öğretmenlerine uzak kalmaktadırlar.

· Gelişmiş ülkelerin eğitim ekonomisine nazaran, ülkemizdeki eğitime ayrılan maddi imkanların yetersizliğinden dolayı, eğitim kurumlarındaki ortaya çıkan rehberlikle ilgili problemlere çözüm olabilecek maddi imkanlar yeterli olmamaktadır. Bu sebeple okul yöneticileri danışman psikologun ortaya koyduğu problemlere yeterince eğilemediğini belirtmektedir. Örneğin: M.E.B. yeterli maddi imkan sağlayamazken okullardaki kantin ve diğer gelir getiren materyallerden de % 25 oranında pay almaktadır

· Okullarda bulunan danışman psikologlar aldığı teorik eğitimden memnun olduklarını Ancak uygulama aşamasında, ülkemiz şartlarında bir çok sorunla karşılaştıklarını belirtmektedirler. Bu sorunları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

· Öğrenci sayısının fazla olması, buna rağmen danışman psikologun azlığı dikkat çekmektedir. Hemen hemen her resmi kurumda bir danışman psikolog görevini tek kişiyle yürütüyor. Bu da gerek bireysel danışma gerekse grupla danışmayı yetersiz kılmakta ve okuldaki öğrencilerin sadece belirli bir kısmına bu hizmet verilmek zorunda kalınmaktadır.

- Gerek imkansızlıklar gerekse PDR'nin önemini iyi anlayamamaktan kaynaklanan yaklaşımlar sonucu yönetim bu faaliyetlere gereken ilgiyi gösteremiyor.

· Ailelerin bu hizmetlere ne kadar ilgili olduklarını ise ailelerin eğitim durumlarına bakarak öğrenebiliriz. Tahsilli anne-baba çocuklarını bilinçli bir şekilde okuldaki rehberlik faaliyetlerine yöneltirken, çoğu tahsilli olmayan ya da tahsil seviyesi düşük olan anne-babalar bu faaliyetlerden bihaber kalmaktadır. Aslında bunu bu faaliyetin ülkemizde yeni yeni uygulanmaya başlanmasına bağlayabiliriz.

· Uygulamada diğer bir zorluk ise danışman psikologa ait bir çalışma odası ve faaliyetleri yürütmek için gerekli araç ve gereçlerin olmayışıdır. Ayrıca ders programları içinde rehberlik faaliyetlerine fazla yer verilmemesi bir engel teşkil etmektedir.

· Danışman psikologla ve sınıf öğretmenleriyle her zaman iyi diyaloglar kurulamaması bir engel teşkil etmektedir. Genel de bakış açılarından kaynaklanan sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

· Bazı yaşlı öğretmenler, henüz yeni atanan PDR uzmanlarına kendi tabirleriyle "çömez ve lüzumsuz" sıfatını yakıştırarak küçük görmektedirler. Bu sebeple de PDR uzmanı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanıyorlar.

· Görevine yeni atanan PDR uzmanının karşılaştığı diğer bir sorun ise okulda kendisini bekleyen, rehber öğretmen ve rehber uzman kavramının henüz netleşmemiş olmasından dolayı, kavram kargaşasına düşmekte ve kendini öğretmenlere gereği gibi anlatamamaktan, yetki ve sorumluluklarını yerine getirirken sıkıntıya düşmektedir.